Gündem

Cumhuriyet’in ebedi gücü

Atatürk, yeni devletin yönetim şeklinin cumhuriyet olmasına yönelik hazırlıkları, Lozan görüşmeleri sona yaklaşırken başlatır.

Cumhuriyet’in ebedi gücü

Cumhuriyet’in ebedi gücü

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yeni devletin yönetim şeklinin cumhuriyet olmasına yönelik hazırlıkları, Lozan Barış Antlaşması görüşmeleri sona yaklaşırken başlatır. Bu amaçla hazırladığı anayasa değişikliği tasarısını, görüşünü almak üzere ilk olarak Adalet Bakanı Mehmed Seyyit Bey’e gönderir. Gizli tutulmasını istediği bu anayasa değişikliği çalışmasından, “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” açıklamasını yaptığı, Çankaya Köşkü’nde arkadaşlarıyla yemekte bir araya geldiği 28 Ekim 1923 gecesine kadar kimsenin bilgisi yoktur. 

Aslında; ilk toplantısını 23 Nisan 1920’de yapan TBMM’nin kabul ettiği 1921 Anayasası’nda yer alan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denilen birinci maddesi, açıkça belirtilmese de “cumhuriyet” rejiminin habercisidir.  Amasya Tamimi’nden Cumhuriyet’e 

21/22 Haziran 1919 gecesi hazırlanan ve tarihe “Amasya Tamimi/Genelgesi” olarak geçecek olan Amasya Kararları da, öngördüğü “Milletin bağımsızlığını, gene milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Yurtta en güvenilir yer olan Sivas’ta, millî bir kongre toplanmalıdır” ilkeleri bakımından, “Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı ile Meclis’in açılması ve ötesinde Cumhuriyet’in ilanıyla ortaya çıkan yeni devletin doğuşunun ilk belgelerinden” sayılır. Erzurum’da yazdırılan notlar

Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi toplanmadan önce de, 7–8 Temmuz gecesi Mazhar Müfit Bey’e defterine not etmesini de isteyerek, gerçekleştireceği amacı kesin bir dille ve kimseye söylenmemesi ricasıyla şöyle özetler: “Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır… Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır; tesettür kalkacaktır, fes kalkacak; medeni milletler gibi şapka giyilecektir. Latin harfleri kabul edilecektir.” Anadolu Cumhuriyeti

Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’yi örgütleyişi karşısında Batılılar da, bunun bir cumhuriyet ile sonuçlanacağını sezerler ve bunu gizlemezler. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral De Robeck, Sivas Kongresinin henüz sonrasında, Dışişleri Bakanı Curzon’a 17 Eylül 1919’da gönderdiği raporunda, bu Kongrenin bir “Cumhuriyet girişimi” olduğunu bildirir. 22 Eylül 1919 tarihli The Times gazetesi de Kongreden, “Sivas’taki Anadolu Cumhuriyeti” diye söz eder. Müsvedde tasarıya dönüşüyor

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Mustafa Kemal, artık, yeni devlete “Cumhuriyet” adının verilmesi için uygun zamanı bekliyor ve çalışmalarını gizli bir şekilde yürütüyordu. Bu konudaki bilgiyi, Cumhurbaşkanı Atatürk’ün son Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, anılarında dile getirir. Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar da 1945 yılında Tasviri Efkâr gazetesine verdiği demeçte, Hasan Rıza Soyak’tan dinlediği bu olayı anlatarak onu doğrular. Soyak’ın anılarına göre; Lozan Barış Antlaşması’nın imza aşamasına geldiği günlerde, Atatürk, bir bağ evi olan Çankaya Köşkü’nü genişletme çalışmaları sırasında, Kâtip Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtır. Eşi Latife Hanım ile birkaç arkadaşını, biraz sonra yanlarına geleceğini belirterek, çalışmaları izlemeye gönderir. Soyak ile yalnız kaldıklarında, yeleğinin cebinden çıkardığı birkaç küçük kâğıdı ona verir. Atatürk’ün her zaman kullandığı not defterinden koparılmış sayfalarda bazı karalamalar yazılıdır. Atatürk, kendi çalışma masasını göstererek, Soyak’tan yazdıklarını temize çekmesini ister. Atatürk yanından ayrıldıktan sonra Hasan Rıza Soyak, notları okumaya başladığında büyük bir heyecana kapılır. Çünkü daha ilk satırda,  1921 Anayasası’nın ilk maddesinde değişiklik öngörülmektedir; notta, “Türkiye Devletinin hükümet şekli cumhuriyettir.” yazılıdır ve ardından diğer maddelere geçilmektedir.

Soyak’tan temize çekilen kâğıdı alan Mustafa Kemal, küçük not sayfalarını yırtar. Bir gün üzerinde çalışıp, kanun tasarısı haline getirdiği metni, yine Hasan Rıza Soyak aracılığıyla Adalet Bakanı Mehmed Seyyit Bey’e gönderir. Metnin “Halk egemenliği ve cumhuriyet kavramları ile hukuk kuralları” bakımından değerlendirmesini, görüşünü bir gün sonra bildirmesini isteyen Mustafa Kemal, konunun üçü arasında kalmasını da belirtir. “Cumhuriyet” demeci

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla sıra Cumhuriyet’in ilanına sıra gelmiştir. Ancak “cumhuriyet”i kabul etmek, 16 Nisan 1923’te görevini tamamlayan Birinci Meclis’e değil, 11 Ağustos 1923’te toplanan İkinci Meclis’e nasip olacaktır. İkinci Meclis, 13 Ağustos 1923’te Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa’yı, İkinci Başkanlığa Ali Fuat (Cebesoy) Paşa’yı seçer; Başbakanlığa Ali Fethi (Okyar) getirilir. Ancak, Atatürk’ün “Nutuk”ta da işaret ettiği gibi, Mecliste oluşan muhalif grup, Bakanlar Kurulunun işlerini yürütmesine engeller çıkarmaktadır.

Uygun zamanın geldiğine karar veren Mustafa Kemal, 22 Eylül 1923’te Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte, artık açıkça “Cumhuriyet” sözünü kullanır. Mustafa Kemal, Viyana’da yayımlanan “Neue Freie Presse” adlı Avusturya gazetesinin muhabiri Josef Hans Lazar’a, “…Yeni Türkiye Anayasasının ilk maddelerini size tekrar edeceğim: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin yegâne gerçek mümessili olan Meclis’te belirmiş ve toplanmıştır. Bu iki kelimeyi bir kelimede özetlemek mümkündür: Cumhuriyet!” Yaşasın Cumhuriyet!

Bu ortamda, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent olması kabul edilir. Eleştirilerin yoğunlaşması üzerine Mustafa Kemal başkanlığında 25 Ekim’de toplanan Bakanlar Kurulu, istifa etmeyi ve yeni hükümette hiçbir görev almamayı benimser. Bakanların istifaları, 27 Ekim’de Meclis’te okunur. Ancak Meclis, yeni bakanlar kurulu için oluşturulan listeler üzerinde anlaşma sağlayamamaktadır.

Uzun zamandır “cumhuriyet” düşüncesini içinde barındıran Mustafa Kemal, bu siyasi bunalım üzerine, düşüncesini uygulamaya karar verir. Yakın çalışma arkadaşlarını, 28 Ekim’de Çankaya’da akşam yemeğine çağıran Mustafa Kemal, onlara aydınlık geleceğin müjdesini verir: “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz.” Mustafa Kemal ve yemekten sonra kalmasını istediği İsmet (İnönü) Paşa, Cumhuriyet’in ilanına ilişkin anayasa değişikliği üzerinde çalışırlar.

Halk Fırkası, 29 Ekim’de yaptığı toplantıda, Mustafa Kemal’i hükümet bunalımını çözmekle görevlendirir. Mustafa Kemal de Cumhuriyet’in ilanına yönelik anayasa değişikliği önergesini açıklar. Halk Fırkası Meclis Grubu’nda ve sonra TBMM Genel Kurulu’nda, Anayasa’nın 1’inci, 2’nci, 10’uncu, 11’inci ve 12’nci maddelerinin değiştirilmesinin kabul edilmesiyle “Cumhuriyet” resmen ilan edilir. “Yaşasan Cumhuriyet” nidaları, TBMM Genel Kurulu’nun duvarlarında yankılanır.





YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL