İnternette uzaydan rekabet

Sıra geldi uzay internetine

Ortalama bir şehirli İnternet kullanıcısı için, Eutelsat ve OneWeb arasındaki birleşme, sadece belirsiz bir borsa işleminden ibaret olarak görülebilir.

Bununla birlikte, bu şekilde oluşturulan Avrupa devi bir firma, Amerikan SpaceX ve Starlink projesi gibi dev bir rakiple rekabet edebilecek.

Rekabet, yüksek hızlı uzay internetinde öne çıkmayı amaçlıyor.

Uzay İnterneti, Dünya’daki “beyaz bölgelere”, yani karasal altyapının bulunmadığı açık denizler, dağ zirveleri ya da çöller gibi günümüzde İnternet bağlantısının olmadığı alanlara yönelik olacak.

Uzay İnterneti böylece, sinyali iletmek için fiber optik veya karasal altyapı olmayan bölgelerde İnternet bağlantısı sağlanmasını mümkün kılacak.

Günümüzde uydu vasıtasıyla İnternete bağlananların sayısı 50 milyon bile değil.

Geri kalanlar, ADSL, fiber optik ve 4G/5G gibi yollarla İnternet bağlantısı sağlıyor ve bu şebekeler, toprak altına ya da deniz ve okyanusların dibine döşenen bir milyon km’den fazla bir kablo ağını kullanıyor.

Thales, Qualcomm ve Ericsson grupları, bu ayın başında yaptıkları ortak açıklamada, “Alçak Dünya yörüngesindeki uydular aracılığıyla 5G bağlantısının zor coğrafî bölgeleri veya donanım açısından geri kalmış yerleri kapsamasını sağlayacağını belirtti.

Daha hızlı erişim

Yeryüzünden birkaç yüz km irtifada bulunan uydular, fiber optik ağına eşdeğer bir hız ve klâsik uydu İnternet ağların sağladığından daha hızlı bir istek karşılama süresi vaat ediyor.

Starlink uyduları, 35 bin km irtifada seyrediyor ve Starlink uydu ağını oluşturması gereken 4 bin 400 uydudan 2 binden fazlası SpaceX tarafından fırlatılmış durumda!

Üç firmanın açıklamasında, uydu ağlarının, büyük felâketler ya da arızalar sırasında karasal ağlara yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor.

Bunun bir örneği, Ukrayna Dijital Bakanının Rusya’nın işgal ettiği bölgelerde İnternet bağlantısının sağlanması için Elon Musk’tan yardım istemesi olmuştu.

SpaceX, ayrıca, Tonga adalarına ocak ayında yanardağ patlamasından sonra dünya ile bağlantı kurabilmesi amacıyla 50 uydu bağışlamıştı.

Daha esnek olan bu alçak irtifa uydu ağı, meteorolojik koşullara daha duyarlı olduğu için kar veya fırtınalar veri akışı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olacak. Ancak, esas güneş patlamaları risk oluşturan ana unsur olarak öne çıkıyor.

Şubat ayında, yaklaşık 40 Starlink uydusu, manyetik bir fırtına sırasında devre dışı bırakılmıştı.

Potansiyel kirlilik

Halihazırda çevre konusunda hassasiyetin arttığı bir dönemde bu uyduların ortaya çıkardığı potansiyel kirlilik bu projenin kara noktası olarak ortaya çıkıyor.

Alçak yörüngedeki uyduların sürekli değiştirilmesi gerekecek, bu da yörüngede uzay enkazının artmasına ve uzun vadede tehlikeli olmasına yol açabilecek.

Ayrıca, dünyaya yakın olmak, sistemin işler duruma gelmesi için yörüngeye çok sayıda uyduyu kısa zamanda göndermeyi gerekli kılıyor.

Sadece Çin, 13 bin adet uydu göndermeyi planlıyor. 

AB 250, jeff Bezos da kendi Kuiper ağı için 3 bin 200 uydu gönderecek.


Etiketler: 38 okunma

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir