Gündem

İran’da 40 günlük yas ilan edildi

İran’da 40 günlük yas ilan edildi

Hameney’in öldürüldüğü doğrulandı, 40 günlük yas tutulacak

İran’ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü İran devlet televizyonu tarafından doğrulandı. Gözyaşları içinde yayına çıkan sunucu, ülkenin 40 günlük ulusal yasa girdiğini duyurdu.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyine atfen yapılan açıklamada, Hamaney’in nasıl öldüğüne ve yerine kimin geçeceğine ilişkin ayrıntı verilmedi.

Resmî medya, saldırıda Hamaney ile birlikte kızı, damadı ve torunlarının da hayatını kaybettiğini bildirdi. 

Devrim Muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise Hamaney’in gelinlerinden birinin de ölenler arasında olduğunu aktardı. Açıklamada, Hamaney’in “şehadetinin zalimlere karşı ayaklanmanın başlangıcı olacağı” belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump daha önce, İsrail ile birlikte düzenlenen saldırılarda Hamaney’in öldürüldüğünü açıklamıştı. Trump, sahibi olduğu Truth Social platformundaki paylaşımında “Tarihin en şeytani insanlarından biri olan Hamaney öldü” ifadelerini kullanmıştı. 

Trump, ayrıca gelişmiş istihbarat ve takip sistemleri sayesinde operasyonun yapıldığını belirtmişti.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da dün akşam yaptığı açıklamada, Hamaney’in öldüğüne ilişkin “gittikçe artan sayıda işaret bulunduğunu” söylemişti.  Netanyahu, “Bu sabah Ayetullah rejiminin üst düzey yetkililerini, Devrim Muhafızları komutanlarını ve nükleer programın üst düzey isimlerini ortadan kaldırdık” demişti.

Tahran’a dün sabah başlayan saldırılarda Hamaney’in yerleşkesi dahil birçok kritik nokta hedef alınmıştı. Bölgesel misilleme ve sokaktaki yankılar

Saldırıların ardından İran, Orta Doğu genelindeki şehirlere füze yağmuru başlatırken, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki sivil hedeflerin İHA’larla vurulduğu kaydedildi.

Tahran’dan gelen haberlere göre, Hamaney’in ölüm haberinin yayılmasıyla birlikte şehrin bazı bölgelerinde kutlama sesleri yükseldi. Görgü tanıkları, yerel saatle 23.00 sularında halkın pencerelere çıkarak alkış tuttuğunu ve müzik çaldığını bildirdi.

Öte yandan, Başkent Tahran’da bu sabah binlerce kişi sokaklara çıktı. Bazı göstericiler gözyaşları içinde İran bayrakları taşıdı ve “Amerika’ya ölüm”, “İsrail’e ölüm” sloganları attı. 

Devlet televizyonu, ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed’deki türbenin kubbesine siyah bayrak çekildiğini gösteren görüntüler yayımladı. Siyah bayrak, Şii geleneğinde yas ve intikam sembolü olarak biliniyor. Halef süreci nasıl işleyecek?

İran Anayasası’na göre dini lider, 88 din adamından oluşan Uzmanlar Meclisi tarafından seçiliyor. Mevcut mecliste yer alan üyelerin büyük bölümünün sertlik yanlısı isimlerden oluştuğu değerlendiriliyor.

Anayasa, yeni liderin mümkün olan en kısa sürede seçilmesini öngörüyor. Ancak ülkenin saldırı altında olduğu bir dönemde meclisin toplanmasının zor olabileceği belirtiliyor. Bu süreçte, geçici olarak liderin yetkilerinin yargı erkinin başı ve Koruyucular Konseyinin bir din adamı üyesi tarafından üstlenilebileceği ifade ediliyor.

İran devlet televizyonu, Hameney’in ölümünden sonra ülkede geçiş sürecinin üçlü bir yönetim mekanizması tarafından yürütüleceğini açıkladı. Buna göre, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ecei ve Anayasayı Koruyucular Konseyinden bir üye geçici yönetimi üstlenecek.

Öte yandan, İran’daki 1979 devriminde devrilen son Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Onun ölümüyle İslam Cumhuriyeti fiilen sona erdi ve yakında tarihin çöplüğüne gönderilecek” değerlendirmesinde bulundu. Üst düzey kadro tasfiye edildi

İsrail ordusu, saldırılarda Hamaney’in yanı sıra İran rejiminin kilit isimlerinin de öldürüldüğünü duyurdu. Öldürülenler arasında şu isimlerin yer aldığı belirtildi:

Muhammed Pakpur: Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı.

Ali Şamhani: Hamaney’in üst düzey danışmanı.

Aziz Nasırzade: İran Savunma Bakanı. Victor Hugo hayranı, Batı düşmanı

İsrail ve ABD tarafından dün sabah İran’a düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybettiği açıklanan 86 yaşındaki Ayetullah Ali Hamaney, 1989’dan bu yana İran İslam Cumhuriyetinin dinî lideri olarak görev yapıyordu ve ülkenin siyasî, askerî ve dinî yapısının en üst otoritesiydi.

On yıllardır İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojik yüzü olan Hameney, ülkesinin ABD’yi “Büyük Şeytan”, İsrail’i ise baş düşman olarak tanımlayan çizgisini temsil ediyordu. 

Hamaney, dinî lider (rehber) sıfatıyla İran’daki teokratik sistemin en üst makamını temsil ediyordu. Dış politika, silahlı kuvvetler ve güvenlik kurumları üzerinde belirleyici yetkilere sahipti. Kamusal alanlarda portreleri yaygın biçimde yer alıyor, halefinin kim olacağı meselesi kamuoyu önünde nadiren tartışılıyordu.

Hamaney, Haziran 1989’da, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından dinî lider seçildi. O dönemde 50 yaşına yaklaşan Hamaney, daha önce sekiz yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve bu süreçte İran-Irak Savaşı’nın (1980-1988) yıkıcı etkileriyle mücadele etmişti.

Savaş yıllarında cephe hattında askerî üniformayla yaptığı ziyaretler, kamuoyundaki imajını pekiştirmişti. Krizler ve protestolar

Hamaney’in 37 yıldır süren liderliği, krizler ve kitlesel protestolarla geçti.

2009’da, muhafazakâr Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın tartışmalı yeniden seçilmesinin ardından patlak veren “Yeşil Hareket” ülke çapında gösterilere sahne oldu. 

2022’de ise Mahsa Emini adlı genç kızın gözaltında ölümü sonrası başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları rejime yönelik en geniş çaplı meydan okumalar arasında yer aldı.

Hamaney, bu protestoları sık sık “fitne” ya da dış güçlerin desteklediği “komplolar” olarak nitelendirdi; özellikle ABD ve İsrail’i hedef aldı. 

İran, insan hakları ihlalleri nedeniyle Birleşmiş Milletler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu tarafından sıklıkla olarak eleştirildi. Hapishane yıllarından zirveye

Bir imamın oğlu olan Hamaney, resmi internet sitesine göre 19 Nisan 1939’da ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde, Azeri kökenli yoksul bir ailede doğdu. 

Irak’taki Necef ve İran’daki Kum kentlerinde Şii İslam’ın önemli merkezlerinde eğitim gördü.

Şah Muhammed Rıza Pehlevi yönetimine karşı siyasî faaliyetleri nedeniyle 1960’lı ve 1970’li yılların büyük bölümünü hapiste geçirdi. 1981’de bir suikast girişiminden sağ kurtuldu, bu saldırı sonucu sağ eli kısmen felç kaldı.

1979 İslam Devrimi sonrasında hızla yükselen Hamaney, 1980’de Tahran’daki cuma namazlarını yönetmekle görevlendirildi ve 1981’de Cumhurbaşkanı seçildi. Devrim Muhafızlarının yükselişi

Hamaney döneminde Devrim Muhafızlarının ülke içindeki ve bölgesel alandaki etkisi belirgin biçimde arttı. Kurum, İran ekonomisinin önemli bölümlerinde söz sahibi olurken, Lübnan, Irak ve Suriye’deki nüfuzunu da genişletti.

Ancak 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısı sonrası başlayan çatışmalar ve İsrail’in karşı operasyonları, İran’ın bölgesel “direniş ekseni” olarak tanımladığı yapıyı ciddî biçimde kırdı.

Hamaney, 2018’de İsrail’i Orta Doğu’da “çıkarılması gereken bir ur” olarak nitelendirmiş; daha önce de Holokost’u “mit” olarak tanımlayan açıklamalarıyla tepki çekmişti. 

Sert söylemleriyle bilinen lider, son dönemde ABD’nin bölgedeki askerî varlığını da açıkça hedef almıştı. Ekonomik zorluklar 

Hamaney’in liderliği döneminde İran ekonomisi uluslararası yaptırımların baskısı altında kaldı. 1990’larda kısmi toparlanma yaşansa da, yaptırımlar ve diplomatik gerilimler ekonomik durgunluğu derinleştirdi. 

2025’te, İran’ın nükleer programını sınırlamayı amaçlayan uluslararası anlaşma kısa süreli bir rahatlama sağlamıştı. Edebiyat tutkusu

Siyasetteki sert üslubuna rağmen Hamaney, edebiyat ve şiire ilgisiyle biliniyordu. 

Fransız yazar Victor Hugo’nun “Les Misérables” (Sefiller) adlı eserine hayran olduğunu dile getirmiş; şiirle ilgilenmiş ve gençlik yıllarında Arapçadan çeviriler yapmıştı.

2019’da yayımlanan bir fotoğrafında, Tahran Kitap Fuarı’nda İranlı şair Ahmed Şamlu’nun eserlerini incelerken görüntülenmesi dikkat çekmişti.





YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL