Küresel boyutta yaşanan ekonomik belirsizlikler altına olan talebi artırırken, ülkelerin merkez bankalarının 2025 yılında satın aldığı altın miktarı 328 tona ulaştı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2025 yılında satın aldığı altın miktarı 27 ton oldu.
Dünya Altın Konseyi’nin açıkladığı verilere göre, merkez bankaları, IMF ve diğer kamu veri kaynakları aracılığıyla Aralık 2025’te 19 ton altın satın aldı.
Böylece 2025 yılının tamamında bildirilen net alımlar 328 tona ulaştı. Bu rakam, 2024 yılında kaydedilen 345 tonluk net alımların altında. Aralık ayında ülkelere göre değişim
Özbekistan Merkez Bankası Aralık ayında 10 tonluk altın alımı ile en büyük alıcı oldu. Kazakistan Merkez Bankası (8 ton) ve Polonya Merkez Bankası (7 ton) da ay boyunca önemli alıcılar oldu.
Çin aylık alımlarını 14 ay üst üste sürdürürken, Kırgızistan, Çek Cumhuriyeti, Moğolistan ve Endonezya da alımlarına devam etti.
Singapur Merkez Bankası Aralık ayı boyunca en büyük satıcı oldu ve rezervlerini 11 ton azalttı. 2025 yılındaki ülkelere göre değişim
Bildirilen yıllık küresel net alımlar toplam 328 ton ile 2024’ün aynı dönemine (345 ton) kıyasla biraz daha düşük.
Polonya Merkez Bankası, 2025’te bildirilen en büyük net alıcı oldu ve altın rezervlerine 102 ton ekledi.
Kazakistan (57 ton), Azerbaycan Devlet Petrol Fonu SOFAZ (53 ton), Brezilya (43 ton), Çin (27 ton) ve Türkiye (27 ton) yıl içinde diğer önemli alıcılar oldu.
2025 yılında en büyük net satıcılar Singapur (26 ton), Gana (12 ton) ve Rusya (6 ton) oldu. Altını neden stratejik bir varlık?
Dünya Altın Konseyi’nin internet sitesine yer alan analizde, altının, “stratejik bir uzun vadeli yatırım ve iyi çeşitlendirilmiş bir portföyün temel bileşeni olarak önemli bir role sahip” olduğuna dikkat çekiliyor. Yatırımcılar, uzun vadeli bir tahsisat sürdürerek ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman statüsünden yararlanarak, zaman içinde altının yöneliyor.
Altın, hiç kimsenin yükümlülüğü olmayan, kredi riski taşımayan ve nadir bulunan, tarihsel olarak zaman içinde değerini koruyan, yüksek likiditeli bir varlık konumunda. Ayrıca, yatırım, rezerv varlığı, mücevher ve teknoloji bileşeni olarak çeşitli talep kaynaklarından da yararlanıyor. Bu özellikler, altının bir portföyü üç önemli şekilde güçlendirebileceği anlamına geliyor: Uzun vadeli getiri sağlamak, çeşitlendirmeyi iyileştirmek ve likidite sağlamak.
Bu özelliklerin birleşimi, altını hisse senetleri ve tahvilleri açıkça tamamlayan ve geniş tabanlı portföyler için hoş bir ek haline getirir.
Dahası, yatırım stratejilerinde çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hedeflerinin daha fazla entegrasyonuna doğru kayma önemli sonuçlar doğuruyor ve altının bunları desteklemede rol oynayabileceğine inanılıyor. Altın, yerleşik yatırım kaynaklarından gelen, yüksek ESG standartlarına uyan bir tedarik zincirinden sorumlu bir şekilde üretilen ve teslim edilen bir varlık olarak tanınyor. Altın, yatırımcıların iklimle ilgili risklere maruz kalmasını azaltmada da potansiyel bir rol oynuyor.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)